NERDEN BAŞLASAM BİLEMEDİM...

   Selam... Evet evet biliyorum çooook çok çok çok uzun bi zamandır yokum buralarda. Bahane olarak ileri sürebileceğim pek bi'şey yok aslında. Üniversitede ilk senemdi, alışma süreci, dersler filan tamam ama şimdi ikinci senenin ilk yarısı da bitti ve ben hala yazmamakta ısrarcıydım. İstemediğimden değil aslında ama yazamadım işte. Belki biraz da Instagram'a atmam gerek suçu çünkü hayatımın öyle büyük bi kısmını kapladı ki buraya yazma ihtiyacı bile hissetmedim uzun bi süre. Bu arada Instagram hesabım instagram.com/modatadinda ... Olur da bu kız bize yazmayıp nerelerde neler yapmış diye merak ederseniz diye.. ;)
   Scrabbook yapmaya başladım.. Scrabbook nedir diyenlere; böyle sıradan bi defter değil de daha süslü püslü cici bi şey işte, içine bi sürü şey yapıştırıp, tasarlayıp kişiselleştiriyosunuz falan filan. Bi nevi hobi. Ona başlayınca yazma ihtiyacımı da ordan gördüm ama son zamanlarda blog yazmayı ne kadar özlediğimi hatırlatan bi çok şey oldu. Ve işte yazıyorum.. İnanın nereden başlayacağımı bilmeden yazıyorum şu an. Fazla spontane bi yazı o yüzden daldan dala atlamama hazır olun. Aa bu arada bilgisayar hocama selam olsun bize çalıştırdığı o 10 parmak alıştırmaları elimin felç geçirmesinden başka hiçbi işe yaramadı şu an fark ediyorum da! Neyiz biz bilgisayar öğretmeni filan mı?! Adam canımızı çıkardı. Kalanlar oldu resmen. Şükür ki aralarında değilim. Neyse işte pc işlerinden anlamayalım demiyorum -ki zaten genciz biz yani bilgisayardan anlıyoruz da az çok- ama bizim Din Kültürü Öğretmenliğinde okuduğumuzu unuttu galiba.. Öğrettikleri şeyi saysam şaşarsınız kodlar filan. Neyse bu kadar saçma bi konuyu bu kadar uzatmama gerek yok. Geçti gitti :P Hazır bahsetmişken size defterimden Instagram'a da koyduğum bi fotoyu göstereyim;


   Böyle de bi şey işte :D Scrabbooktan kastım neymiş onu ve Nutella saplantımı da algılayabilirsin. 2in1 :D
   Şimdi gelin şöyle bi şey yapalım.. Ben size Bolu'dan bi kaç fotoğrafla geçen seneme götüreyim. Öncelikle Bolu'ya daha önce gitmediyseniz gidin!! Küçük, gelişmemiş olabilir evet ezmeyin onu yazık..:D ama bir doğası var kiii.... işte o ömre bedel.. :)
   Bolu denince hep bi foto çıkar internette karşınıza. Göl kenarında ahşap bi ev.. Orası Gölcük işte. Malesef Gölcük fotoğraflarımla aramda şu an 500km filan var o yüzden orayı şimdilik es geçicem. Abant'tan bi kaç kare göstereyim isterseniz şimdi ;)






   Çektiğim 1261457893459248930193488572 fotoğrafın arasından üşendiğimden ancak bu kadar seçip de koyabildim ama sanırım yine de güzelliğine dair bi farkındalık yaratmıştır :) ahh ah taze taze yazıp anlatmak vardı size bunları.. Fotoğraflar yığıldıkça üşendim, üşendikçe yığıldı derken girdim kısır döngüyee.. Neyse bi yerden çıkmaya çalışıyorum işte o döngüden. Abant da böyle güzel mi güzel bi yer işte.. :) Bi de o gün kapalıydı hava hatta yağmura da yakalandık o yüzden ben acayip mutluydum. Biliyorum şu an çoğu insan nesi güzel bunun diyo.. Kapalı hava, yağmur.. Bi çok insana bu faktörler depresif gelse de ben kapalı havalarda accayip sevindirik olan bi tipim, yapcak bi şey yok :D:D İngiltere ya da İskoçya'ya taşınma hayallerim var sırf bu nedenle :)) 

Yağmur yağdığında ben 32 diş :D


   Abant, Gölcük gez gez Bolu yetmedi bi gün de Sakarya'ya gittik :D Ev arkadaşımın daveti üzere bi anda gelişti seyahatimiz iyi ki gelişti. Dünyalar tatlısı yeğeninin doğum gününe gittik. Allah'ım yok böyle bi tatlılık!! Şimdi siz fotodan önce peşin peşin bi Maşallah çekin. İşte doğum günü kızımız..... Serra 1 yaşında :)


   Isırıcam onun o sarma gibi parmaklarını :) bu arada bilgisayardan yazınca smile olayı yetersiz kalıyo biraz. Yoksa burda gülen surat yerine telefonlardaki şu gözlerinden kalp fışkıran smileden yapardım da neyse yapcak bi şey yok siz hayal gücünüzle halledin onu haha:D
 
   Doğum günün ertesi günü de kendimizi Sakarya çarşılarında attık.. Hava yine yağışlı olduğundan dış çekim pek yapamadım ne yazık ki..





   Bu güzel mi güzel huzurlu antikacı benim bi nevi kabusum oldu malesef -.- Çünkü ilk fotoda gördüğünüz analog makinalar beni benden aldı. Öğrenci olunca bütçe de kısıtlı oluyo haliyle, hazırlıksız yakalandım. Alamadım napalım.. Bakakaldım öylece. Mazi kalbimde bir yaradır.. :'(

   Sonra hüzünlü moddan kurtulmanın en iyi yolu olarak tatlı bi şeyler yemek için güzel bi pastaneye gittik. Big Cake...




   Görmüş olduğunuz şu muhteşem pastayı yemeden önce yarım saat izledim ve fotoğrafını çektim hahaahha:D Tatlılara olan aşırı düşkünlüğüm bazen korkutucu boyutlara ulaşabiliyo :D


   En son güzel bi mekanda da bi şeyler içtikten sonra bize ev yolları gözüktü :)

   Şimdi hoop Bolu'ya geri dönüyoruz.. Daldan dala atlama konusunda uyarmıştım sizi :D




   Kampüste yağmurlu bir gün daha.. Ben yine mutlu yine mutlu :) Toprak kokusunun da etkisiyle adeta uçucam sevinçten..

   Şimdi daha da bi ilerleyip yaz tatiline geçiyoruzzz... Eskişehir günlükleri ;)



   Allah'ım... Bu ayakkabılar tam bir kabustu! yaz için mükemmeller aslında. Dantel detayları sayesinde ayağınızda hem var hem de yok gibi ama sadece ilk 10 dk.... Ben hayatımda böyle yara yapan ayakkabı giymedim! Alışveriş merkezine kendimi zor attım ve iyi ki annem geldi ve derhal ayağıma bir terlik buldu.. O yüzden siz siz olun iddialı ayakkabılar alırken iki kere düşünün..



   Benim gibi bi cupcake canavarının C&C Cupcake'i keşfetmesi hiç hayra alamet olmadı -.- Aldığım gibi cupcake'leri attım kendimi çimlere..


   Bir başka gün ben yine çimlerde :D


   Caribou Coffee.. Starbucks'taki görgüsüz kalabalıktan (-.-)  kaçarak aynı zamanda da iyi kahve içebileceğim yerlerden.. Sadece kahve değil, yaz için çıkardıkları naneli-mangolu limonataları da bi harika.. kesinlikle tavsiye ederim..


   Bu da bi adet ben :D Kuzenimle bir aradayken gerçekten garip hallere bürünebiliyorum :D


   Ve biricik kuzenlerimle piknik keyfi.. :) Sadece fotoğrafları bile inanılmaz bi mutluluk veriyo.. Sanırımmm Eskişehir'i seviyorum.. :)








Adam Gallagher pozu :D ( iamgalla.com )








   Bu fotoğrafı da tatilde #gezginfoto tagiyle Instagram'a koymuştum ve Gezginfoto Ocak/Şubat 2015 sayısında sizden gelenlerin arasında yer aldı. hiç böyle bi beklentim yoktu ilginç bi sürpriz oldu bana da :) Derginin kapak konusunun da "Moda Fotoğrafçılığı" oluşu tevafuk oldu :)


   Sanırım yaza veda edip bu sene Bolu kısmına geçsem iyi olur zira 1.5-2 yılı sığdırmaya çalıştığım bu yazı ömür boyu sürer... :P


   Bolu demek sadece okul demek değil benim için... Dostluk demek muhabbet demek.. :) Çok şükür karşıma öyle güzel arkadaşlar çıktı ki özleyecek yeni kapılar doğdu.. Tatil olur Bolu'yu, okulu, hadi okulu demiyim de okuldaki dostları:D özlerim, tatil biter evi özlerim.. İki ucunda da özlem var bana yolun.. Özlemlerin en güzeli ama sanırım bu :)

   Moda Tadında madem bu blogun adı (ki bence iyice uzaklaştı içerik bu isimden haha :D ) bari araya gündelik bi okul halimi atayım..




   Bi fotoğrafımızı çeken yok o yüzden kendi yağımla kavruluyorum. Asansör aynalarıdır benim yoldaşım haha :D bunu çekerken aklımın ucundan bile geçmemişti aslında bloga koymak ama baktım hiç kombin yok elde olanla idare edicez :D Basit, gündelik bi kış görüntüsü. Okula giderken ideal.. Rahat, sade ve şık. Siyah, artık modacıların kış ayıyla bağdaştırılmasını istemedikleri bir renk olsa da yine kış ayının vazgeçilmezidir bence. Tamam araya renkler atmak hoştur ama illa siyaha gider yine elimiz istemsizce. Ben de karalara büründüm :D ama eşarbımda başka renk tercih ederek sıradanlıktan kurtardım kombini. İçimde kapşonlu gri uzun bi hırka var. Onun içindeyse beyaz tunik gömlek. Pantolonu da haliyle siyah seçmem gerekti. Spor tarz kumaş bi çantayla da okula gitmek için hazırım ;) Okula düğüne gider gibi giden kızlara selam olsun (!) -.-

   Neyse bu modacı ağızlarını çok uzatmak istemiyorum, uzmanlık alanım değil sonuçta :D

   Bi ara da kaplıca tatili yaptık ailemle bak onu da sıkıştırayım araya :D







   Tatili anlatmama pek gerek yok fotoğraflar yeterli :D Bol kahve, çay ve istirahatle geçti. Çok da güzel oldu :) Amasya'da yeni açılan bi otel. Fimarlife.. Yolunuz düşerse kesinlikle tavsiye ederim :) Reklamın en iyi yolu müşteriyi memnun etmektir. Bak sonra müşteri nasıl da kendi kendine reklam yapıyor :D 

   Bu gelişimden sonra bi de Kurban Bayramı için geldim Samsun'a. Ay bak bayram sofrası geldi aklıma da bi kendimden geçtim... (gözlerinden kalp çıkan emojiyi hayalinizde canlandırın siz yine haha:D )




   Yılda iki bayram az ya haha :D Hoş, annemle yaşamak hemen hemen her gün bayram sofrası kıvamında sofralar demek zaten... ;)

   Dönelim Bolu'ya... Bolu demek kar kış demek tabi :D Bu sene sağlam kış yaşadık o bi gerçek... Hele kampüs.. Aman Allah'ım görmeliydiniz, belimize kadar kardı her yer..







   Gerçekten kışı tam anlamıyla hissettim Bolu'da. Şu an tatil hasebiyle evdeyim, yani Samsun'da karın "k"sı yok!! Hatta bazı günler hava bildiğin yazdan kalma oluyo.. Ocak ayının ortasında deniz kenarında mini bi piknik bile yaptık öyle söyliyim :P



   Tabi kışı sevmeme rağmen havaların böyle oluşu bazen işime geldi. Çünkü bu yaz yeni bi bisiklet aldım ve tadını çıkaramadan okula gittim. Ben de hava güzel oldukça fırsattan istifade attım kendimi sahile :)


   Tanıştırayım odamın manzarası olur kendileri :D Bak tatilimin de sonlarına yaklaştığımı hatırlayıp hüzünlendim şimdi.. Nasıl bırakıp gideyim buraları :(

   Bu arada geçen gün sabah namazı saatlerinde sahile indim yine bisiklet süreyim diye, hava biraz rüzgarlıydı ama bi şey olamaz dedim. Demez olaydımmmm... Kumsalın %50si ağzıma burnuma kaçtı :'( 




   Yediğim kumları saymazsak güzeldi yine de :) 

   Bunun dışında da dergi karıştırmakla, çizimlerle geçiyo işte vakit.. Şu sıralar çizim işlerine fazla sardım. Takıyorum kulaklığımı, açıyorum Oasis'i, Coldplay'i dünya umrumda olmuyo :) İnsanın meşgalesinin olması harika.. Bi de daha az dizi izlersem benden iyisi yok :/ Neyse en azından onlardan da az çok ingilizce kapıyorum bu da bi şey ehe :D:D 






   Hadi bitireyim artık yazıyı iyice uzadı gitti :) e ama yani 2 yılı bi yazıya sıkıştırmış bi insan olarak emin olun kısa kestim yine :D 

   Çok özlemişim sizinle bi şeyler paylaşmayı :) Gerçekten.. Umarım bu sefer arayı uzatmadan görüşürüz yine :) 

   O zamana dek hoşçakalın..
   Her zamanki gibi "öpüldünüz".. :)



Yorumlar

Popüler Yayınlar