GEZİ NOTLARI (6) -Aydın/Paşayaylası-


Selam dostlar :) gezi notlarına yine aydından devam ediyorum. ama bu sefer başka bi aile dostumuza doğru gidiyoruz. annemlerin 20 yıl kadar evvele dayanan dostları, benim de okuldan sınıf arkadaşım, canım ciğerim semihamın ailesi :)) ama bazen şanssızlığın dibine vuruyoruz. nasıl mı? normalde yaz boyunca aydında, ailesiyle, yayladaki yazlıklarında kalan semiha, bizim gideceğimiz tarihte ankaradaydı...! şaka gibi yav :P napalım artık semihasız geçecek.. ben bi şekilde keyfini çıkartmanın yolunu bulurum :) semiha yanlış anlama sen de olsan iyiydi :D kaldığımız yerden ziyadesiyle memnun şekilde ayrıldık ve çıktık yola..

Baya dolanbaçlı, virajlı dağ yollarını aştık, çıktık bir dağın tepesine.. yolda telefon çekmiyodu Allah'ım ben nasıl panik oldum nasıl panik oldum anlatamam :P semiha yok, dağın başı, telefonumun da çekmeyeceği düşüncesine kapılınca ben bi kaç saniye gittim geldim hehe :D :D

Gideceğimiz yer paşayaylası. ve ciddi manada dağın başı denen yerlerden. ama burda bile, bu dağın başında bile sanatçı ruhlu(!) gençlerimiz bir an olsun bırakmamışlar saçma ritüellerini ve tabelaya sanatlarını icra etmişler; :D


Hahaha :D yav serseri nedir yav :D şaka mısınız arkadaşım:D sağı solu uçurum neredeyse, bilmem kaç metre yükseltisi olan dağın başındaki tabelaya gel bunu yap.. maksad ne? nasıl bi zevk bu? anlamıyorum arkadaş :D ama çok güldüm yani başlangıç iyi oldu :D sonra yazlığa vardık. telefon çekmeme durumu söz konusu bile değilmiş çünkü köy varmış meğer orda. ne bileyim yani tahmin etmemiştim orda köy olabilceğini :P eski medeniyetlerde yaşasaydım ve bu keşif işleri bana kalsaydı yanmıştık.. ben düz ayak neresiyse oraya yerleşir bi daha da kıpırdamazmışım her halde.. dağ başına yerleşme vizyonunu göremiyorum kendimde heheh :D neyse telefon çekiyor, internet de var, bi avm eksik köyde :D indik yazlığa, semiha olmayınca bir buruktu içim :P ama füsun teyzem (semihanın annesi) aratmadı onu sağolsun :D o beni pek bi sever ben de onu :D

Sonra biz bir sofraya oturduk kii aman aman çilingir sofrası.. füsun teyzem bir zahmetler etmiş bir zahmetler etmiş ki... 1 haftalık yemeği bir öğünde yedirdi bize :D yemek biter kahve gelir, yanında çikolata yenir, onlar biter meyve gelir, tabi incir farz :D, o biter çay başlar.. yemenin sonu gelmiyo :D e o kadar yemeğin üstüne biraz hareket lazım dimi ;) biraz yürüyüşe çıkalım dedik.


Şu güzel manzaraya baka baka, bol oksijenli bi yürüyüş yaptık.. gerçekten güzel bi havası vardı. bi kere serin..... aydında yandık yandık sonra buraya bi geldik şoklanmış sebzeye döndük :D bi sıcak bi soğuk.. :D sonra dut ağacından dut topladık. daha doğrusu ben resim çekme derdideyken toplamış millet :P sonra mehmet amca (semihanın babası ve aydın milletvekili olur o da :) ) elleriyle topladığı dutlardan verdi bana :)


Gördün mü semiha sensiz süper iyi eğleniyoruz biz huh -.- :P :D tabi semihanın orda olmayışına olan sinirimi bi şekilde çıkartmam lazım napayımmm :D doğal beslen, temiz hava al derken gel de mutlu olma :) bi ara suratımda durup dururken koca bi sırıtışın olduğunu fark ettim :D gerçekten güzel bi atmosferdi :) odun taşıyan kadın, sürekli akan bi çeşme ve onun şırıltısı, inek, tavuk sesleri, rüzgarın uğultusu.. kısacası şehirde hasret kaldığımız her şey.. bu sırada  benim tipimi görmeyin zaten, üstüme kapkalın yün bi hırka aldım soğuktan, moda falan hak getire, kimin umurunda :D :D

Gezerken gözüme bi araba ilişti;


Çok sevimli görünüyodu :) oraya saklanmış gibi :) kullanılmıyo gibi geldi bana ama umarım öyle değildir. bi kere yeşil! bi çoğunuz fark etmiştir belki yeşil renkte olan her şeye zaafım var :D kullanılmıyosa şayet ben talibim kendilerine efendim. gördüm, beğendim sizin de müsadeniz olursa yollarımızı birleştirmek istiyorum heheh :D

Bir kere düşmem dışında güzeldi yürüyüş :P :D akşam herkes yattıktan sonra ben evin bize ayrılan kısmındaki terasa çıkıp oturdum biraz. terasın manzarası koca bi ovaya hakimdi. ovada da 15 tane köy.. sallanan sandalyeye oturup dizlerime battaniyemi örttüm. hafif hafif sallanırken rüzgarın ve cırcır böceklerinin sesini dinledim.. 15 tane köyün yanan o şıkır şıkır ışıklarını seyrettim.. :) durum böyle çok edebi, romantik filan geliyo, tamam başta öyleydi ama bi süre sonra donmaya başlayınca içeri zor attım kendimi haha :D :D bir önceki gece aydın merkezde kalırken klimalarla uyuyoduk ama 20 dakikalık uzaklıkta olan bi yaylada deep freezede gibiydik, battaniyelerin altından çıkmadık  :D ama gerçekten hoştu yazın ortasında o serinlikte uyumak :)

Sabah uyanıp organikten de organik, süper de lezzetli bi kahvaltı yaptık :) ve tabi yine incir :P artık içim dışım incir oldu zaten. doğduğumdan beri tükettiğim toplam incirin 2 katını 2 günde yedim sanırım :D :D akşam yemeği için de şehre indik. bi balık restoranına. balık annemin her şeyidir zaten :D o sağolsun bizim de vazgeçilmezimiz oldu :D balık öncesinde balık çorbası istedim bi de:D onun fotoğrafını çekmek kolaydı ama balık ortaya geldiği için, oradan tabaklara alındığı için resim çekmem baya zorlaştı. insanları tutamadım haha :D :D zaten ben resmi çeker çekmez tabaktan balıklar alındı. yani kötü çıktı bi daha çekeyim gibi bi şansım olmadı :D neyse şükür düzgün çıkmış :D


Mmmm.. oy oy oy.. canım çekti yav. olsa da yesem tam şu an :D gerçekten de çok lezzetlilerdi ama.. bittikçe doldurulan salatalar, yeşillikler, balıkların tazeliği.. hepsi 10 numaraydı :) ardında da aydına has kabak tatlısı ve tahin geldi. onlar büyüklerin tercihiydi. ibrahimin de tavsiyesi üzere ben kızarmış dondurma istedim :) ibrahim de  semihanın en küçük kardeşi ve ağzının tadını bilir :D


Kabak tatlısı filan gerçekten ağır tatlılardı benim için o yüzden kızarmış dondurma sipariş ettiğime çok memnum oldum. tadı da cidden çok güzeldi.. tabi yapılışı çok önemli.. mesela tatilin ilerleyen zamanlarında başka bi şehirde yedim yine kızarmış dondurmayı ama hiçç sevmedim. orasının neresi olduğunu gelecek yazıda yazarım ;) 

Kapanışı da kahveyle yapıp bu yemek işine bi son verelim hadi artık ;))


Kahvesiz yaşanmaz yav.. :) sonra memnun bi şekilde ayrıldık ordan ve aydın sokaklarında bi gece yürüyüşü yapalım dedik. tabi ki de hanımlar yine beylerin çok gerisinde kaldı. neden mi? vitrinleri icad eden adam yüzünden :P bi vitrin biter öbüründe oyalanırız derken yol da uzadıkça uzadı :P ama birinde suç benimdi sanırım günahlarını almayayım :D bi ayakkabı gördüm ve tamam dedim almalıyım bunu.. girdim ayak numaramı sordum malesef yokmuş, bi küçük numarası varmış. olsun dedim ve her şeye rağmen aldım :D çünkü çok uzun süredir istediğim ama moda dergileri dışında görüp de beni çarpanını bulamadığım bi ayakkabıydı. bu bana hitap etmişti. vitrinden beni alll beni alll diye bağırmıştı adeta haha :D :D ben ne istediğimi biliyorum. beğendim, aldım ve iş bitti ama........ yanımdakileri unutmuşum :D bi ayakkabıcıya 4 bayan girerse işler rayından çıkabiliyo :D benden sonra annem, füsun teyze, seyhan teyze en az 5er çift ayakkabı denedi :P annem bi terlik aldı. evet evdeki 1000 terlik çiftine bir tane daha ekleyerek rekora koşuyor kendisi :P terlik taşıyor evden ama doymuyor doymuyor :D

Dolandık molandık derken gece olmuş bile :) yaylaya geri döndük. valla havasına nasıl alışmışsam direkt özlemişim aydındayken, yaylaya dönünce bi rahatladım bi rahatladım anlatamam :D gece yayladaki son uykumu uyuduktan sonra yine sabahı gördük şükür :) ve ayrılık vaktii :) toplandık, yine harika bi kahvaltı ettik ve dehşet memnun bi şekilde ayrıldık ordan :D 

Peki bu sefer yol bizi nereye mi götürdü? diğer yazıda görüşelim ;))

Bana müsade.. öpüldünüz :)

Yorumlar

Adsız dedi ki…
En çok geçen kelime ben : semiha :D teşekkür beybim :)

Popüler Yayınlar