GEZİ NOTLARI (1) -Samsun/Ankara-




Samsun'dan Ankara'ya yoldayız. Bi türlü bitemeyen ve uzun süre de bitmeyecek gibi görünen bi yol çalışması var, hayırlısı.. çıkmak istiyorum ya bu şehirden, illa zorlaştırırlar:P menderes gibi kıvrıla kıvrıla gidiyoruz. hah, sonunda Kavak girişinde düzeldi yol. Ankara'da bir iftara davetliyim ama yetişebilir miyim meçhul. bu gidişle zor. bkz;


Bilinmeyen numaraları tutturmuşuz tam:D ya yetişsek bile kıyafetim uygun değil.
Giydim country style, uzun bi elbise, üstüne blazer ceket, vişne çürüğü şal, bahriyeli bi eşarp:) gel bu kılıkla Bodrum'a git, Çeşme'ye Alaçatı'ya git ama Ankara'da standart bi restorantta iftara gitmeee.. illa olur bi kıllık :P

Yolda okurlarım için yazıp çiziyorum;)

Neyse yetişemem bu gidişle. kızlara çay faslında katılmak esas planım ama bakalım peder bey bırakabilir mi?


Genelde bir dediğimi iki etmeyen lokum gibi bi kişiliğe sahiptir kendileri amma lakin trafik yoğunsa canını iste ama "beni bi yere bırak" deme:P yani Ankaralılarr, arkadaşlarımla buluşmam sizin ellerinizde. oturun 1-2 saat, çıkmayın trafiğe, çok şey mi istiyorum:D gerçi şu an şehirler arası yollar bile kalabalık bayram vesilesiyle. şehir kalabalık olsa kızamam yani:)

Bi de şu arabanın camına vurup rahmetli olan böceklerimiz var. cam leke oldu diye söyleniriz bi de.. sen gel, adamların iş güç yaptığı,  göç yaptığı yola asfalt dök, boz doğal ortamlarını, garibim ne yapacağını bilemeden serseri mayın gibi gezinsin ve baaaam son model bi araba 180km hızla dağıtsın ağzını yüzünü, üstüne bir de camdaki pislik olarak görül. çok ayıp. hiç yakıştıramadım insanoğlu bunu sana:P


İnsanoğlu demişken, telefonun diğer ucundaki kişi de benim en sevdiğim insanoğullarından biri;D yolda yoldaş, mütemadiyen kardeş olur:) bi de Katy.. o da yalnız bırakmaz hiç sağolsun;


hahah:D bizim katy ya:D:D

Gün batarken edilen seyahatlere aşığım galiba ben.. evet evet öyleyim. sadece ben değilim, değil mi? asfaltın griliğinin güneşle parlaması, sağlı sollu sıra gelen dağınık düzen ağaçlar, yaz sıcağında kuruyup sararan otlar, sıcaktan sarkmış elektrik telleri, büyüklü küçüklü tepeler, masmavi gökyüzü, serpiştirilmiş bulutlar..


Orta refüje döşeli o koca taşları delip geçen yabani otlar. bu çirkin bi görüntü değil bence, bi azmin öyküsü.. azim ve başarı. sonunda karanlığı delip güneşe ulaşmak.. bu manzarayı gören tek ben olamam. herkes aşık olmalı..


Peki ya yol yapmak için dağlar kesildiğinde içinden çıkanlar. her dağın içinde ayrı bi sanat saklı. kimisi parça parça taşların intizamla dizilimi gibi, kimisi helezonik şekilli, bazısıysa yaşlı bi kadının yüzünü andırır:) her bi kıvrımına, renk dağılımına hayranım.. yeşil, kahve ve mavinin tonları.. gördüğüm tüm bu resimlerin hayranlığıyla devam ediyorum yola. ve tabi olmazsa olmazım müzik.. bu harikalıklara eşlilk edebilecek ennnnn güzel şey:)

Bu sefer biriktirdiğim anıları zihnimde toparlayıp yazmıyorum. hissettiğim an yazıyorum. gerçi yol sarsıntısından yazım hiyeroglifler tarafından filan anca okunacak bir hal aldı ya neyse:P




Bu arada da annemi kızdırdık azıcık bizimle muhatap olmuyo şu an, onun yerine bize yapacağı yeni yemekler için araştırma içinde:D



Gerçi onun bilmediği bi şey de yoktur:P osmanlı mutfağından dünya mutfaklarına.. koca bir MAŞALLAH alayım tam da burda ;D :)

Veee goooll.. Beyza 10 dk sonra annesinin gönlünü alır :D

Biraz baş ağrım var :( ama yazmak ona da iyi geliyo sanki :) blogger olmak da zorr.. tam teçhizat gezmek lazım:P:D bloggerın yanında bulunması gerekenler; 

:) :) :)


Ankara 234km tabelasını da görmüş bulunuyorum şu an.  iyi ya gelmişiz :P bu kadar çok yolculuk edince 234km büyümüyor gözümde :) seyahat ya rasulallah dedik herhalde ailecek. genelde leylekleri de havada görürüz ehehe :D

Yanından geçtiğimiz arabaların içindeki insanların yaşamlarını çok merak ediyorum. keşke tüm hayatları görünmeden, bi köşeden izleyebilsem...

Ağaçlara çarpa çarpa gözüne gelip-gider güneş :) ikindi güneşi kadar tatlı gelmez bana hiç bi vakit güneş :) ben böyle tatlı tatlı tam mayışmışım, uyumak üzereyim kiii pat bi tasarım geldi gözümün önüne hadi kalk çiz şimdi onu. çizmeden de bırakmam. uyumaya yakın yataktan fırlayıp kalem kağıda koştuğum çoktur benim :) viking misali bi ampul yanar bazen:D eh kalktım o ampul neyi aydınlatmışsa onu çizdim ben de :)



Aslında bi kaç ekleme ve düzeltmeden sonra önemli bi günde giyebilirim ;) ilhamın nerde ne zaman geleceği belli olmuyo işte. kağıt-kalemsiz gezmeyin :D

Namaz için durduğumuz tesiste yanımızdaki arabanın küçük oğlu "haçan geldiniz siz?" diye sordu :D şoklardayım. ufak da bi şey çok sevimliydi :D karadenizde şiveli konuşan tek insandı "karşılaştığım" :D

Eh çorumdan geçip de leblebi almamak olmazzzz :D



Sağa bak sola bak, resim çek, yazı yaz derken gelmişiz Ankaraya..


Buyrun efendim bu da Ankaranın çıkışı.. bizim taraf rahat ama karşı şerit resmen düğün konvoyu gibi olmuş. bayram için herkes şehri boşaltıyo anlaşılan. aman aman gidin, tenhalaşsın azıcık şehir yav. of sanki ben burda kalıcamm :P

Bu sırada gelen bi telefon benim kızlarla çay içme hayallerime de gölge düşürdü. bi davet aldık iftar için. mekan da kızların olduğu yerden uzak olunca gidemedim.. ama yine de güzeldi her şey. sohbet, insanlar, yemekler, manzara..

Ahlatlıbel..

Sonra küt diye bi mesaj, telefona değil de beynime indi sanki. benim canım, ciğerim, kardeşim didenur.. okumaya Amerikaya gidiyo. meğer o gün bugünmüş.. bi fena oldum. annemleri kaldırdım apar topar gittik hemen yanına. 3 de uçuş var, sonra ara ki bulasın :/ Amerika yani.. o kadar saat uçuş zırt pırt yapılmaz ki.. :( neyse belki nasip olur da ziyaretine giderim. işte gittik, sarıldık, ağlaştık derken kaçınılmaz sona, vedaya geldik. veda da edildi ve gittik. o da şu an uçuyo olsa gerek, çıkmadıysa bi aksilik. işte öyle.. bu yazının başlarını iyi ki yolda yazmışım çünkü şimdi yazıyo olsaydım çok tatsız bi şey olurdu eminim. gecenin sonuna doğru aldığım bi kaç haber beni bi hayli üzdü.. şu sıra dualarınıza ihtiyacım olacağı kesin. dualarınızdan eksik etmeyin..

Bana müsade.. öpüldünüz...

Yorumlar

Kısaca Fd dedi ki…
o yol ne uzundur bilirim. Samsundan malatyaya gitmek için ıki seçeneğim vardı. Ya sivasa gidecektim ordan malatya ya. Ya da ankaraya gidip ordan malatyaya. Dedim ki ankarada mutlaKa araba bulurum. Çıktım yola. Bitmedi gitti yol. 6 7 saat sürdü. Oysa malatyadan samsuna o kadar saatte gelmiştim.

Popüler Yayınlar